|
SON DAKİKA
Eskikışla Cami İnşaatı Yardım Bekliyor
AHİD Kadın Kolları Haymana'da
İlçemizde Turizm Haftası Kutlandı
Dünya'da bir İlk ve Yine…
Bekir UÇAR
Bekir UÇAR
“İnanıyorum ki başarının temel sırrı zorlukları yaşayarak aşılır.”
ADI VE SOYADI:
Bekir UÇAR
DOĞUM TARİHİ:
01.05.1948
DOĞUM YERİ:
HAYMANA/SARIGÖL KÖYÜ
MEDENİ DURUMU:
EVLİ
HOBİLERİ:
Her ay asgari 1 adet kitap okumak,
Haftada en az 3 defa spor yapmak,
Ağaç dikmek,
Eğitim kurumlarına destek vermek.
“Sevgili kardeşim Cengiz Çağlar bir ikindi vakti,cep telefonundan beri aradı.Konu;Haymanalı hemşehrileri ile ropörtaj yaparak tanıtımlarını gerçekleştirmekti.
Sevecen,aynı zamanda tatlı üslubu karşısında,O’na hayır demek mümkün mü ? Esasen kendisi ile çokça paylaştığımız ortak taraflarımız vardır.Her defasında çok konuşuyoruz,ancak Haymana’nın gelişimi konusunda elimizi taşın altına koyarak,fiiliyatta iş yapamıyoruz diye sezlenişte bulunuyorduk.
Sevgili kardeşim Cengiz bey tam bir Haymana sevdalısı,kolay mı? mayası meşhur yoğurdumuzla,ekmeği yufka ile yoğrulmuş Cengizler kolay mı yetişiyor !
Şimdi Cengiz bey sözü bana getiriyor;”Ağabey hayat hikayeni anlatır mısın? “ diyor.
HAYATI: “Neresinden başlayayım diye kafamdan hayat hikayemi süzerken bir anda duvarları kerpiç,sıra sıra evlerin dizili olduğu,içerisi geniş bir avlu ile çevrili evimizden başladım anlatmaya.
Yıl 1948, ay, gün olarak 01.05.1948.Haymana Sarıgöl Köyü’nde dünyaya gözlerimi açmışım. Anneme sorduğumda;Anne ben hangi ayda doğdum ? Bana “Yavrum koyunların kuzuladığı,bir bahar mevsiminde seni dünyaya getirdim.”Buradan da anlaşılıyor ki,Mayıs ayı tesadüfü değil gerçek bir tarih.Çocukluk yıllarımda, genellikle tabiatla iç içe yaşamımızın doğal bir parçası olan,atlar,koyunlar ve kuzularla haşır neşir olurduk.Henüz köyümüzde İlkokul mevcut değilken,köydeki İmam’ın bizlere sağladığı,dini eğitimlerle meşgul oluyorduk.Bu esnada özellikle kış aylarında koltuğumuza,yakacak olarak bir tane “Tezek” yada “Kemre”(Katılaşmış koyun gübresinin parça parça kareler halinde kesilmiş hali) alarak, Camii’nin girişine bırakıyorduk.Bu yakacakla da Camii ısınıyordu.Köydeki ben yaşıtı çocuklar,ya Dereköy’e veya Haymana’ya İlk Okula gidiyorlardı.Bende ağabeyim Hasan Uçar’ın Kayın Validesi, Kadıköy’den Fadime Hala‘nın evine okumak amacıyla gönderildim.(1958)Birinci sınıfı Kadıköy’de okudum.Haksızlık olmasın, Kadıköy(Yeşilyurt) diyebilirim ki Haymana’nın en güzel örnek köylerindendi. Özellikle sabahın erken saatlerinde,çok güzel bir seramoni halinde kazların ötüşü, Fadime Hala’nın sabah kahvaltısında bazlamaları pişirerek,üzerine sürdüğü tereyağı ile birlikte kahvaltı,tam müzikli bir ziyafete dönüşüyordu.Yeşilyurt’un Başdeğirmen’deki ziraat bahçesi,aynı mevkideki dağın dibinden fışkıran, köylülerin “Ilıca” dediği Akarsu(Haymana’nın suyu şimdi buradan verilmektedir.) tarifi mümkün olmayan bir doğal zenginlikti.
1960 Yılında Sarıgöl Köyünde, İlkokul açıldıktan sonra,bu tarihten itibaren,kendi köyümüzde öğrenimimi sürdürdüm.O yıllarda,doğru dürüst Öğretmen bulunamıyordu.Eğitmen olarak “Haymanalı Faik Hoca” derslerimize giriyordu.Takip eden senelerde,kendisini rahmetle andığım,”Kazım Güven” asli öğretmenimiz olarak atandı.”Kazım Öğretmen” için kitaplar yazılsa bile azdır.Köyde büyük bir değişim sağladı.Öncelikle ziraattan temin ettiği kayısı,vişne, elma vs. gibi meyva ağaçlarını,Okul bahçesine diktirdi. Ayrıca, Köylüyü toplayarak,herkesin bahçesine,aynı neviden ağaçları diktirerek,Sarıgöl Köyü’nü en seçkin köyler arasına soktu.”Kazım Hoca” akşam okul paydosundan sonra da,okuma-yazma bilmeyen köylüleri sınıfta toplayarak,onlara okuma-yazma öğretti.Birde unutamadığım anım şudur; Kazım bey şair Arif Nihat ASYA' nın bayrak şiirini bana okutuyor, coşkuyla okuduğum şiriin bedelini büyük alkışlarla elde ediyordum.
“Kazım Hoca”dan sonra da rahmetli “İmdat AYDIN” Hocamız benim yetişmemde çok emeği geçmiştir. Beni bir kardeş,evlat,sevgisi ile eğitmiştir.
İlk Okulu pekiyi derece ile bitirdikten sonra,Orta Okulu ağabeyim Mehmet ve Mustafa UÇAR’ların yanlarında,Ankara Atatürk Lisesi (Orta Kısım)’de okudum.Daha henüz köyden yeni gelmiştim.Sınıfta bir gün tahtaya çıktığımda,köyden alışıla geldiğimiz;”Arkadaşlar” hitabıyla sınıftaki öğrencilere dönerek,seslendiğimde çocukların tamamı bana alaylı bir şekilde güldüler.Hocamız çocuklara kızdı.”Arkadaşınız doğru hitap ediyor,neden gülüyor sunuz ?” Dedi.Bir süre sonra çok çalışarak,bana alaylı gülen çocukların takdirini kazanmış çalışkan, grubun içerisinde kendime yer buldum.Orta Okul süresince İngilizce dersi hariç hiç ikmale kalmadım.İngilizce Hocamız o yıl,tayin edilmedi.Dışardan ara ara derslere gelen hocanın verdiği eksik eğitim nedeniyle ikmale kaldım. Bu durumda çokta kendimi haksız bulamazdım.Yazın İngilizce ders kitabının tamamını ezberledim.İkmaldeki hocalar, bana parça okutturduklarında, bir çırpıda ezbere okuduğumu gördüklerinde;”Tamam evladım geçtin” Dediler.Fazla da bir şey sormadılar.
Lise eğitimime 1965 yılında Ankara Ticaret Lisesi’nde başladım.Dayımın oğlu Kemal BULUT ile birlikte Hacettepe’de bir ev kiralayarak, orada ikamet ettik.Kemal BULUT aktif bir insandı.Sürekli ev değiştiriyorduk.Yakacağımız bedavaydı.O yıllarda Hacettepe Mahallesi’nin tamamı yıkılıyordu.Buradan çıkan odunları herkes gibi bizde toplayarak,yakacağımızı temin ediyorduk.Yine bir kış ortasında, her taraf karlarla örtülüyken,Kemal BULUT İtfaye Meydanı’nda bir ev bulduğundan bahsederek,taşınmamızı istedi.Eski ev sahibimiz Kemal’a sert bir eda ile;”Sen çıkabilirsin, ben Bekir’in evde bedava oturmasına razıyım” Dedi.Bende Dayıoğlu’nu yalnız bırakmamak için, Kemal Bulut ile İtfaiye Meydanı’ndaki eve razı oldum.Eşyalarımızı tek at arabasına yükledik.Samanpazarı yokuşunu tırmanmaya başladık.Bu esnada yerlerin kaygan olması neniyle atın ayağı tökezledi.Arabanın üstünde asılı duran ibrik ve diğer kap-kacak ortalığa yayıldı.Yoldan geçen bir adam; “Şu çingenelerin derdine bak, kışın da evlerinde rahat duramıyorlar,çıkmışlar meydana ortalığı birbirine katıyorlar.” Dedi. halimize ağlar mısın ? , güler misin ? Öğlen aralarında temel yemeğimiz ucuz olan;Kuru Fasülye ve Pilav’dan ibaretti.Hatta garson kimi zaman bize sormadan kendiliğinden Kuru Fasülye ile Pilavı önümüze direkt getirirdi.
Sömestir tatillerinde Orta Okul’dan başlayarak, Lise dahil bütün yaz tatillerinde köyde kuzularımızın çobanlığı, sırasında ekinlerin harmanlarda sürülmesi ve diğer tüm hizmetlerde çalışıyordum. Bu çalışmanın verdiği zorluklar, eğitim için tüm gücümle çalışmam gerektiği hususunda beni yönlendiriyordu.İnanıyorum ki başarının temel sırrı zorlukları yaşayarak aşılır.
1968 Yılında Lise’den iyi derece ile mezun oldum.Bundan sonra kısa yoldan hayata atılmam gerekiyordu.Aksi halde köydeki yengelerim benim için köye gelerek diğer ağabeylerle müştereken çalışmam gerektiği hususunda zorluyorlardı.2 yol var:Ya çoban olacam,ya da eğitimimi tamamlayarak topluma faydalı birey olacağım.Tercihim ikinci şıktan yana oldu.
1968 yılında Eskişehir Hava İkmal Okul Komutanlığında Sınav kazanarak,kısa süreli eğitimden sonra,Hava Ulaştırma Okul Komutanlığı’nda(Etimesgut-Ankara) 8 yıl Astsubay olarak görev yaptım.28 Ağustos 1971 Yılında Eşim Ayla UÇAR ile evlendim.4 Yıllık Fakülte eğitimim süresince Eşim’in bana sağladığı destek nedeniyle kendisini şükranla anıyorum.Bu esnada Ankara Ticari İlimler Akademisi’ne girerek, 4 yıllık eğitimi takiben,1973 yılında Ekonomi ve Maliye Bölümü’nden iyi derece ile mezun oldum.O yıl yapılan Subaylık sınavında, arkadaşlarım arasında 1.olarak Hava Kuvvetlerinde Teğmen Rütbesi ile nasbedildim.Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda sırasıyla;Proje Subaylığı,Mali Yönetim ve Koordinasyon Şube Müdürlüğü görevlerinin yanı sıra,14 yıl Teftiş Kurulu Başkanlığı’nda Müfettiş olarak görevlendirildim.Meslek hayatım süresince Sıralı Sicil Amirlerim tarafından verilen taktirname sayısı 18 adettir.Bunlardan 2 tanesi Hava Kuvvetleri Komutanları tarafından verilen “üstün hizmet ödülü”dür.Hava Kuvvetleri Komutanlığı’nda Kıdemli Binbaşı Rütbesinde iken kendi isteğimle emekli oldum.(1996)
Aktif çalışma hayatım süresince, emeklilikte de boş kalamazdım.28 Kasım 1997 tarihinde Adalet Bakanlığına Savunma Sekreteri olarak başvurdum.Talebim kabul edildikten sonra bu görevde 1 yıl çalıştım.Benden önceki Savunma Sekreteri Yargı kararıyla görevine geri dönünce, 10 Aylık bir süre içinde Adalet Bakanlığı Müşaviri olarak çalıştım.Daha sonra 1999 Yılından sonra halen aynı Bakanlıkta “Yayın İşleri Dairesi Başkanı” olarak görev yapmaktayım.”
ANILARI:
Bekir UÇAR anılarını kendi cümleleri ile şöyle aktarıyor:
“1958 yılında Sarıgöl’den Kadıköy’e eğitim için gelen ben,yabancı sayılırdım.Ana-Baba özlemi çekiyordum.Daha henüz 7-8 yaşlarında bir çocuktum.Bir gün öğretmenimiz, bir Matematik sorusunu köyün sığır çobanının oğlu;Veyis’e sordu.Tahtada Veyis soruyu cevaplandıramadı.Öğretmenimiz; “Soruyu çözecek olan var mı ?” Dedi.Bende parmak kaldırdım,keşke kaldırmasaydım.Tahtaya kalktım, soruyu çözdüm.Bunun üzerine Öğretmenimiz bana;”Veyis’e kuvvetli bir tokat at” Dedi.Bende hafif bir tokat attım.Hocamız olmadı dedi.Daha hızlı vur dedi.Bunun üzerine ben biraz daha sert bir tokat attım. Hocamız gene olmadı dedi.Yanıma geldi.Sağıma, soluma çok sert bir şekilde 2 tokat attı.Gözümde şimşekler çaktı;”Böyle atacaksın” Dedi.Bende Veyis’e dönüp, bütün gücümle, iki tokat attım.Bundan sonra Veyis bana bir süre küstü.İkimizde Hocanın azizliğine uğramıştık.”
“Rahmetli Öğretmenimiz:Kazım Güven Dereköy’den başlayarak,Mandra,Sarıgöl,Durutlar ve Yaylabey’den Sakarya’ya kadar uzanan çayın suyuna baktığında;”Çocuklar gürül gürül akan bu sudaki ses babalarınıza diyor ki;Benden istifade edin.Ne var ki babalarınız bu dilden anlamıyor.Ve akan suda babalarınıza beddua ediyor.” şeklinde bizlere söyleşide bulundu. Vaktiyle Sarıgöl’de bu çay üzerinde yapılan,köy bendi yıkılmış olup,senelerdir sulu tarım yapılan araziler sudan yoksun bırakılmıştı.Bu husus benim içimi kemiriyor,kuruyan her dalı,her ağacı,vücudumdan eksilen bir organ gibi algılıyordum.Bunun üzerine 7-8 yıl önce,o zamanki Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden bir Mühendis alarak,Sarıgöl’e götürdüm.Köylülerle birlikte durum hakkında,istişare de bulundum.Tarla sahipleri olan şahıslardan biri yazılı muhafakat verirken,diğer tarla sahibi izin vermiyordu.Yatağının içinde hasta olarak yatan bu şahısı ikna etmek oldukça güçtü.Adama diyorum ki; Kardeşim su boşuna akıyor.Tarlanın içerisine su gelecek,şu hasetliği bırak.Sonuçta çok uğraşarak şahsı ikna ettim. Köylünün de maddi desteğiyle 11 saat Dozer çalıştırarak,bendin kanalını açtırdım.Suyu tarlalara kavuşturduk,kuruyan ağaçlarda yeniden yeşerdi.Benim yok olmaya yüz tutan organlarım, böylece hayat kazanmış oldu.”
HAYMANA HAKKINDAKİ DÜŞÜNCELERİ: “Tarih içerisinde engin bir yere sahip olan Haymana, bu gün itibarıyla Ankara ilçeleri içerisinde maalesef, hak ettiği yerde değildir.Bu gün hangi köye gitseniz ebelerinden,dedelerinden, sayfalar dolusu savaş anıları dinlersiniz.Eski Kaymakamımız Kazım TEKİN bey ile Çalış Kasabası’na yaptığımız bir ziyaret esnasında,Mevlüt Efendi’den dinlediğimiz “...Nine’nin ayrana serptiği saman taneleri”nin hikayesi gibi binlerce anıyı dinlediğimizde, ben bir öneri getirdim.Sayın Kaymakamım dedim.Mevlüt Dayı bugün var, yarın yok.Biz bu canlı olarak yaşanmış hatıraları CD veya DVD ortamında, kayıt altına alalım,gelecek kuşaklara eser olarak kalsın teklifinde bulundum.Bunun üzerine Kaymakam bey Gazeteci Ersen KOÇ’a bu görevi vereceğini söyledi.Kaymakam Kazım bey sonrasında gerekenin yerine getirildiğini bana ifade etti.
Diğer taraftan Haymana tarihteki bu seçkin yerini koruması adına Ankara’ya olan mesafesi de dikkate alınarak,Kültür Turizmi’ne çok elverişlidir.Yol haritası olarak Turizm sektörlerince başlangıçta, Dereköy Gavur Kalesi ziyaret edilerek,buradan savaşların cereyan ettiği;Çalış Kasabası,Mangal Dağı,Yenice Kasabası ve Çaldağ’da noktalanan,Haymana Kaplıcaları’yla dinlenme olanağı sağlayan gezi programlarının Haymana ekonomisine sağlayacağı katkı önem arz etmektedir.Diğer taraftan Haymana'daki etkinlikten sonra Polatlı’daki Duatepe ve diğer Meydan Muharebelerinin cereyan ettiği alanların gezilmesi, yol güzergahı üzerindeki Başkomutanlık Karargahının konuşlu olduğu Alagöz Müzesi’nin ziyareti ve buradan da Ankara’ya yapılacak olan seyahat Haymana için bulunmaz bir fırsat olarak düşünülmelidir.Diğer taraftan Kaymakamımız Hüseyin KARAMEŞE beyin büyük gayretleri ile gerçekleştirilen Başdeğirmen Piknik alanı, söz konusu Turizm hizmetine ayrı bir ivme kazandırmaktadır.
Çağ Hayme Sultan Tesislerinde konaklayan Devremülk sahiplerinin yukarıda işaret edilen Savaş meydanlarının gezdirilmesi, piknik alanı olan Başdeğirmen de sportif ve diğer amaçlarla konaklanmaları, onların Haymanaya olan bağlılıklarını artıracaktır.
Bir kentin veya yerleşkenin en önemli çekim alanlarından birisi,o yerin yeşil bir örtüye sahip olmasıyla doğru orantılıdır.Bu itibarla Haymana’nın girişinden başlayarak kaplıcaların karşısına denk gelen bütün alanların ağaçlandırılması,Haymana-Polatlı arasındaki çift yol orta bandının ağaçlandırılması, çok büyük önem arz etmektedir.Keza,Gölet’in bulunduğu alanında misafirlerin ziyaret yerleri arasına sokulması ve buranında ağaçlandırılması uygun olacaktır.
Turizm amaçlı otel, pansiyonlar ile kamuya ait binaların görüntüsüde önem göstermektedir .Bu kapsamda Hükümet Konakları,Adliye Sarayları,Belediye Binası konuya örnek olarak gösterilebilinir.
Eğitimin sağladığı imkanlar dikkate alındığında,Haymana’nın bir Yüksek Okula sahip olmaması büyük bir eksiklik olarak düşünülmekteydi.Ancak Kaymakam'ımız ve Belediye Başkanı’mızın üstün gayretleri ile gerçekleştirilme aşamasına gelen,bu proje için kendilerine içtenlikle şükranlarımı sunuyorum.”
Haymana son 10 yıllık süreçte büyük bir kalkınma ve atılım içerisinde olduğunu gözlemliyorum.Turizm Bölgesi ilan edilmesi yatırımcılar için büyük bir fırsat olarak değerlendirilmektedir. Havası, suyu ve tarım alanları ile göz kamaştıran bu güzel kentimizin tarihte layık olduğu yere uygun Ankara'nın 3 ilçesi içerisinde kalkınmış olması dileğiyle, Kaymakamımıza, Belediye Başkanımıza, tüm Kamuda çalışan mensuplarımıza ve bütün hemşehrilerimize en içten selam, saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Bu değerli hizmetin gerçekleştirilmesinde emeği geçen Cengiz ÇAĞLAR beye ayrıca takdir ve başarı dileklerimle sevgiler sunuyorum.”
Cengiz Çağlar-Haymana Haber Yükleniyor...
Yorumlar yüklenirken lütfen bekleyiniz...
|
![]() |